Photos in ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor ,
Bir Hilâl o uğruna, ya Rab,
Ne güneşler batıyor ...
Anafartalar kahramanı
Mustafa KEMAL Atatürk  ve tüm silah arkadaşlarının ruhu şâd olsun
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Bu zafer , Atatürk ilkelerine ve cumhuriyete sahip çıkan tüm vatan evlatlarınındır
Hepimize kutlu olsun 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@bernalacin35.5 kullanıcısının resmi
Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor ,
Bir Hilâl o uğruna, ya Rab,
Ne güneşler batıyor ...
Anafartalar kahramanı
Mustafa KEMAL Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının ruhu şâd olsun
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Bu zafer , Atatürk ilkelerine ve cumhuriyete sahip çıkan tüm vatan evlatlarınındır
Hepimize kutlu olsun 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Saygı ve Rahmetle...🇹🇷
@leventsasahin kullanıcısının resmi
Saygı ve Rahmetle...🇹🇷
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. 
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
@faikderici kullanıcısının resmi
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? 
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada! 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ! 
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! 
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman? 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? 
Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ
Orduların eriye eriye tabura döndüğü yerdir Çanakkale... Hala başımız dik geziyorsak Çanakkale'de gözünü kırpmadan hayatını feda edenlerin yüzü suyu hürmetinedir... Ruhları şâd olsun... #çanakkale #çanakkalegeçilmez #çanakkalezaferi #inceosmanağıdı #alperkıraç
@alperkirac kullanıcısının resmi
Orduların eriye eriye tabura döndüğü yerdir Çanakkale... Hala başımız dik geziyorsak Çanakkale'de gözünü kırpmadan hayatını feda edenlerin yüzü suyu hürmetinedir... Ruhları şâd olsun... #çanakkale #çanakkalegeçilmez #çanakkalezaferi #inceosmanağıdı #alperkıraç
Bağımsızlık mücadelemizde emperyalist kuvvetlere 'Çanakkale geçilmez' diyen, Cumhuriyetimizin yaratıcıları olan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını Çanakkale Zaferi'nin 104.yıl dönümünde saygıyla anıyoruz... .
.

#yolcu #yolculuk #yolcuyolundagerek #yolcuyolundagerek.com.tr
Bağımsızlık mücadelemizde emperyalist kuvvetlere 'Çanakkale geçilmez' diyen, Cumhuriyetimizin yaratıcıları olan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını Çanakkale Zaferi'nin 104.yıl dönümünde saygıyla anıyoruz... .
.

#yolcu #yolculuk #yolcuyolundagerek #yolcuyolundagerek.com.tr
Bağımsızlık mücadelemizde emperyalist kuvvetlere 'Çanakkale geçilmez' diyen, Cumhuriyetimizin yaratıcıları olan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını Çanakkale Zaferi'nin 104.yıl dönümünde saygıyla anıyoruz... .
.

#yolcu #yolculuk #yolcuyolundagerek #yolcuyolundagerek.com.tr
Bağımsızlık mücadelemizde emperyalist kuvvetlere 'Çanakkale geçilmez' diyen, Cumhuriyetimizin yaratıcıları olan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını Çanakkale Zaferi'nin 104.yıl dönümünde saygıyla anıyoruz... .
.

#yolcu #yolculuk #yolcuyolundagerek #yolcuyolundagerek.com.tr
@yurek_sizim_210 kullanıcısının resmi
#Çanakkalegeçilmez #MustafaKemalATATÜRK #ATATÜRK 🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#Çanakkalegeçilmez #MustafaKemalATATÜRK #ATATÜRK 🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@abaphotographer1 kullanıcısının resmi
#Çanakkalegeçilmez #MustafaKemalATATÜRK #ATATÜRK 🤘🏻🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
@fakirhanem73 kullanıcısının resmi
Günaydınlar.
Her bir şehidimize ayrı ayrı selam olsun ❤
Ruhları şad olsun. 🤲💐🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
.
.
.
.
#çanakkalegeçilmez
#çanakkale
#günaydın
#çanakkaledestanı
Ne güzel bir gündü 😍😍
@cakicineriman kullanıcısının resmi
Ne güzel bir gündü 😍😍
Kadurmalı👌
Kadurmalı👌
Kadurmalı👌
Kadurmalı👌
@efekanbilici kullanıcısının resmi
Kadurmalı👌
Bize bugünlerimizi armağan eden başta ulu önderimiz ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.🙏🙏
@beronem kullanıcısının resmi
Bize bugünlerimizi armağan eden başta ulu önderimiz ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.🙏🙏
Çanakkale'ye giden yiğitler için yakılan ağıtlar ne zaman ki düğün salonlarında oyun havası olarak çalınmaya başlanıp göbek atıldığı gün çok şeyi kaybettik !!!
Hey Onbeşli oyun havası değil ağıttır !!!
Kaç ananın göz yaşı var bu türküde !!!
Çanakkale şehitlerimizin hatırına uyanın artık !!!
@tutaste.53 kullanıcısının resmi
Çanakkale'ye giden yiğitler için yakılan ağıtlar ne zaman ki düğün salonlarında oyun havası olarak çalınmaya başlanıp göbek atıldığı gün çok şeyi kaybettik !!!
Hey Onbeşli oyun havası değil ağıttır !!!
Kaç ananın göz yaşı var bu türküde !!!
Çanakkale şehitlerimizin hatırına uyanın artık !!!
Bir savaş düşünün ki;
 7 düvel karşınızda... Bir ordu düşününki;
 Hazreti Peygamber yanınızda... Bir Mehmetçik düşünün ki;  tüm varlığı imanında... Bir mücadele düşünün ki; 
Yiğitliği meydanlarda... Ve bir zafer düşünün ki;
Türk'e kefen biçenler ayaklar altında... 🇹🇷 104 yıl önce, ecdadımız "Vatandan" gayrısını düşünmeyip,  yurdun dört bir yanında ki cephelere koştular... Ve giderken ana, baba evlat yar, mal mülk düşünmediler... Çünkü serden geçmişlerdi bir kere... Biliyordu ki, vatan olmazsa beşikte bebek, tarlada başak olmayacaktı... Onlar gittiler,  hayasızca akınlara bedenlerini siper ettiler... Ve Çanakkale 'yi vermediler. Mağbedlerimizin göğsüne namahrem eli değdirmediler... Dinin şehadetleri ezanları dindirmediler. Aziz ecdadımıza ne kadar minnet etsek, haklarını ödeyemeyiz hiç şüphesiz... Peki aradan geçen 104 yılda, bizler o kahraman ecdadın torunları olarak, onlara layık bir nesilmiyiz?.. Bin bir türlü imkansızlığa rağmen, dönmeyi düşünmeden vatanı savunan o mübarek neslin, kaçta kaçı olabiliriz?..
En ufak zorlukta isyan bayrağını açan, umutsuzluğa düşen, küffara karşı mücadeleye girmeye çekinen,  tüm hayatı maddi olgular doğrultusunda olan,  yakın tarihini unutan bir nesil haline döndük... Sahi noldu bize?  Cephelere bomba taşıyan 15'liklerden, ana babaya bile itaat etmeyen 15'liklere... Seyit onbaşı olmak zor, kınalı kuzular olmak zor... Bugün bayrağımıza, ezanımıza, vatanımıza ecdad gibi sahip çıkmazsak, o gözle bakmazsak,  küffar, Çanakkale 'de yapamadığını yapmak için gün gözleyecek!  Bugünlerin anısına,  nereden  nasıl geldiğimizi, bu ülkenin vatan olarak nasıl ayakta kalabildiğinin farkına varıp,  dersimizi ona göre yapmalıyız,  tarlamızı ona göre ekmeliyiz, demirimizi ona dövmeliyiz,  attığımız her adımı ona göre atmalıyız ki, yeni bir Çanakkale savaşında, ecdadın yaptığını yapabilelim... Yapabilelim ki Kızıl Elma 'ya ulaşabilelim... Bu vesile ile Çanakkale' de can vermiş  yüzbinlerce şehidimize Cenabı Allah 'tan rahmet diliyor, aziz atalarımızı minnet, saygı ve dualarla anıyoruz... Şehitlerimizin mübarek ruhlarına El - Fatiha... 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 #GüzelMemlektimÇubuk
#8mart
#18martçanakkalezaferi
#ÇanakkaleŞehitleri
#Çanakkale
Bir savaş düşünün ki;
7 düvel karşınızda... Bir ordu düşününki;
Hazreti Peygamber yanınızda... Bir Mehmetçik düşünün ki; tüm varlığı imanında... Bir mücadele düşünün ki;
Yiğitliği meydanlarda... Ve bir zafer düşünün ki;
Türk'e kefen biçenler ayaklar altında... 🇹🇷 104 yıl önce, ecdadımız "Vatandan" gayrısını düşünmeyip, yurdun dört bir yanında ki cephelere koştular... Ve giderken ana, baba evlat yar, mal mülk düşünmediler... Çünkü serden geçmişlerdi bir kere... Biliyordu ki, vatan olmazsa beşikte bebek, tarlada başak olmayacaktı... Onlar gittiler, hayasızca akınlara bedenlerini siper ettiler... Ve Çanakkale 'yi vermediler. Mağbedlerimizin göğsüne namahrem eli değdirmediler... Dinin şehadetleri ezanları dindirmediler. Aziz ecdadımıza ne kadar minnet etsek, haklarını ödeyemeyiz hiç şüphesiz... Peki aradan geçen 104 yılda, bizler o kahraman ecdadın torunları olarak, onlara layık bir nesilmiyiz?.. Bin bir türlü imkansızlığa rağmen, dönmeyi düşünmeden vatanı savunan o mübarek neslin, kaçta kaçı olabiliriz?..
En ufak zorlukta isyan bayrağını açan, umutsuzluğa düşen, küffara karşı mücadeleye girmeye çekinen, tüm hayatı maddi olgular doğrultusunda olan, yakın tarihini unutan bir nesil haline döndük... Sahi noldu bize? Cephelere bomba taşıyan 15'liklerden, ana babaya bile itaat etmeyen 15'liklere... Seyit onbaşı olmak zor, kınalı kuzular olmak zor... Bugün bayrağımıza, ezanımıza, vatanımıza ecdad gibi sahip çıkmazsak, o gözle bakmazsak, küffar, Çanakkale 'de yapamadığını yapmak için gün gözleyecek! Bugünlerin anısına, nereden nasıl geldiğimizi, bu ülkenin vatan olarak nasıl ayakta kalabildiğinin farkına varıp, dersimizi ona göre yapmalıyız, tarlamızı ona göre ekmeliyiz, demirimizi ona dövmeliyiz, attığımız her adımı ona göre atmalıyız ki, yeni bir Çanakkale savaşında, ecdadın yaptığını yapabilelim... Yapabilelim ki Kızıl Elma 'ya ulaşabilelim... Bu vesile ile Çanakkale' de can vermiş yüzbinlerce şehidimize Cenabı Allah 'tan rahmet diliyor, aziz atalarımızı minnet, saygı ve dualarla anıyoruz... Şehitlerimizin mübarek ruhlarına El - Fatiha... 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 #GüzelMemlektimÇubuk
#8mart
#18martçanakkalezaferi
#ÇanakkaleŞehitleri
#Çanakkale
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar. 
Her karış torağında bin,şehit bir mezar. 
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit. 
Gölgesinde gölgelen al bayrağın. 
Hangi kem göz sana edebilir nazar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan. 
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam. 
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez. 
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez. 
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
#18martçanakkalezaferi 
#necipfazılkısakürek
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
Hangi kem göz sana edebilir nazar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan.
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
Türk milleti aynı destanı yine yazar.
#18martçanakkalezaferi
#necipfazılkısakürek
Çanakkale destanı için canlarını feda eden tüm kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz 🙏 #18martçanakkalezaferi
@_ozge__kayra_ kullanıcısının resmi
Çanakkale destanı için canlarını feda eden tüm kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz 🙏 #18martçanakkalezaferi
Onlar Geri Dönmeyi Asla Düşünmediler‼️#18martçanakkalezaferi #şehitlerimizisaygıverahmetleanıyoruz 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Onlar Geri Dönmeyi Asla Düşünmediler‼️#18martçanakkalezaferi #şehitlerimizisaygıverahmetleanıyoruz 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@ersinerolmusic kullanıcısının resmi
Onlar Geri Dönmeyi Asla Düşünmediler‼️#18martçanakkalezaferi #şehitlerimizisaygıverahmetleanıyoruz 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Onların içinde bir şey var
Nasıl bunun tarifi bilinmez
Bu sevgi yüreklere nasıl sığar
Taşmalı bir yürekte kalınmaz

Göz kırpmadan koşuyorlar düşmana karşı
Düşünmüyorlar, sanki taşımıyorlar başı
Akılla yürütmüyorlar bu gidişi
Hiç bir mantıkla bu yoldan alınmaz

Analar ağlıyor mu oğluna
Çünkü gönderdiler vatan uğruna
Analar taş basarak bağrına
Şehit oldu diye böyle gülünmez

Ya oğulları onlar doğuştan asker
Silaha luzum yok bu yürek yeter
Vucudunu etmek için siper
Savaşa böyle koşarak gelinmez

Ali Alper Durmuş...
Onların içinde bir şey var
Nasıl bunun tarifi bilinmez
Bu sevgi yüreklere nasıl sığar
Taşmalı bir yürekte kalınmaz

Göz kırpmadan koşuyorlar düşmana karşı
Düşünmüyorlar, sanki taşımıyorlar başı
Akılla yürütmüyorlar bu gidişi
Hiç bir mantıkla bu yoldan alınmaz

Analar ağlıyor mu oğluna
Çünkü gönderdiler vatan uğruna
Analar taş basarak bağrına
Şehit oldu diye böyle gülünmez

Ya oğulları onlar doğuştan asker
Silaha luzum yok bu yürek yeter
Vucudunu etmek için siper
Savaşa böyle koşarak gelinmez

Ali Alper Durmuş...
Onların içinde bir şey var
Nasıl bunun tarifi bilinmez
Bu sevgi yüreklere nasıl sığar
Taşmalı bir yürekte kalınmaz

Göz kırpmadan koşuyorlar düşmana karşı
Düşünmüyorlar, sanki taşımıyorlar başı
Akılla yürütmüyorlar bu gidişi
Hiç bir mantıkla bu yoldan alınmaz

Analar ağlıyor mu oğluna
Çünkü gönderdiler vatan uğruna
Analar taş basarak bağrına
Şehit oldu diye böyle gülünmez

Ya oğulları onlar doğuştan asker
Silaha luzum yok bu yürek yeter
Vucudunu etmek için siper
Savaşa böyle koşarak gelinmez

Ali Alper Durmuş...
@ebrubulutalir kullanıcısının resmi
Onların içinde bir şey var
Nasıl bunun tarifi bilinmez
Bu sevgi yüreklere nasıl sığar
Taşmalı bir yürekte kalınmaz

Göz kırpmadan koşuyorlar düşmana karşı
Düşünmüyorlar, sanki taşımıyorlar başı
Akılla yürütmüyorlar bu gidişi
Hiç bir mantıkla bu yoldan alınmaz

Analar ağlıyor mu oğluna
Çünkü gönderdiler vatan uğruna
Analar taş basarak bağrına
Şehit oldu diye böyle gülünmez

Ya oğulları onlar doğuştan asker
Silaha luzum yok bu yürek yeter
Vucudunu etmek için siper
Savaşa böyle koşarak gelinmez

Ali Alper Durmuş...
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
........
Başka Büyük önder Mustafa Kemal ve bu gunumuze şehit gazi olan bütün mehmetçiklerimiz sivil kardeşlerimiz bu millet size minnettar. Cennet mekan olsun sizlere.
@mustafa_o_baskurt kullanıcısının resmi
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
........
Başka Büyük önder Mustafa Kemal ve bu gunumuze şehit gazi olan bütün mehmetçiklerimiz sivil kardeşlerimiz bu millet size minnettar. Cennet mekan olsun sizlere.
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,Sana âgûşunu açmış duruyor peygamber.. Çanakkale zaferimizin 104.yılını tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.. 🇹🇷🇹🇷 #18martcanakkalezaferi  #ÇanakkaleGeçilmez
@deniz_kayaer kullanıcısının resmi
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,Sana âgûşunu açmış duruyor peygamber.. Çanakkale zaferimizin 104.yılını tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.. 🇹🇷🇹🇷 #18martcanakkalezaferi #ÇanakkaleGeçilmez
●Çanakkale Zaferimiz için Buhârî hatmeden Sultan● "Bizim için elden duadan başka ne gelir? Her vakit Buhârî-î Şerif okuyorum. Bir hatim ikmal etmek üzereyim. İnşAllah duamız Cenâb-ı Hak müstecab olur.Memleketin selameti, millet-i İslamiyenin bu beladan kurtulmasını dua ediyorum. Hastalığım iyi olsun, yine Buharî'ye başlayacağım. Çanakkale harbinde hep Buharî okudum. Cenab-ı Hak o vakit bizi himaye ve siyanet etti. Yine eder." ●Atıf Hüseyin Efendi'nin hatıralarından●
@osmanlisultanlari kullanıcısının resmi
●Çanakkale Zaferimiz için Buhârî hatmeden Sultan● "Bizim için elden duadan başka ne gelir? Her vakit Buhârî-î Şerif okuyorum. Bir hatim ikmal etmek üzereyim. İnşAllah duamız Cenâb-ı Hak müstecab olur.Memleketin selameti, millet-i İslamiyenin bu beladan kurtulmasını dua ediyorum. Hastalığım iyi olsun, yine Buharî'ye başlayacağım. Çanakkale harbinde hep Buharî okudum. Cenab-ı Hak o vakit bizi himaye ve siyanet etti. Yine eder." ●Atıf Hüseyin Efendi'nin hatıralarından●
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
@esrknblc kullanıcısının resmi
Sen ki,son ehli salibin savletini
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddini
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sayelerinde bugünümüzü yaşayabildiğimiz başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi minnetle anıyoruz🙏 #çannakkalegeçilmez#nöbetibizdevraldık#varlığımıztürkvarlığınaarmağanolsun #drirem#iremcansever
@dr.iremcansever kullanıcısının resmi
Sayelerinde bugünümüzü yaşayabildiğimiz başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi minnetle anıyoruz🙏 #çannakkalegeçilmez#nöbetibizdevraldık#varlığımıztürkvarlığınaarmağanolsun #drirem#iremcansever
Ez oğul vatanina küfredeni ez oğul. ..
@ibrahimcicek0102 kullanıcısının resmi
Ez oğul vatanina küfredeni ez oğul. ..
@erayuygunn kullanıcısının resmi